TÜRK KÜLTÜRÜNE HİZMET VAKFI

Türk Sanatları Giyim-Kuşam

Bir alet yardımı ile lifleri ipliğe çevirip ve yine bir alet yardımı ile kumaş üreten insanlık giyim-kuşam konusunda hep daha ileri teknoloji ile üretim yapmış ve yapmaya devam etmektedir. 

Çok sayıda uygarlık kuran Türk tarihi genel olarak İslâmiyetten önce ve sonraki devirler olmak üzere iki kısımda incelenmektedir.

İslâm öncesinin Orta Asya coğrafyasında devletler kuran Türkler o coğrafyaya ve kendi yaşam biçimlerine özgü olarak giyim hammaddesi olarak keçe kullanmışlardır. Temel malzemesi yün olan keçe ile ceket, pantolon, ayakkabı ve başlıklar yapılmıştır. Keçe aynı zamanda at koşum takımları, çadırlar, ve heybelere kadar geniş kullanım alanlarında karşımıza çıkmaktadır. Çok soğuk iklimden dolayı donmuş olan Orta Asya’daki kurganlardan elde edilen buluntular sayesinde dönemin giyim kuşamı ile ilgili çok şey öğrenebiliyoruz.

Türklerin Anadolu’ya yerleşmesi ile beraber coğrafya ve iklimin de etkisiyle giyim kuşam değişmeye başlamıştır. At sırtında kullanmaya uygun bol ve kısa pantolonlar ve kısa kaftanlar ile deri çizmeler genel giyim-kuşam unsurları olmuştur. Bu dönemde Selçuklu Uygarlığı, İran ve Anadolu kültür etkilerini de bünyesinde birleştirerek özgün bir tarz yaratmıştır. Beylikler devrinin renkli ve karmaşık üslûbu, Osmanlı Beyliği’nin kurumsallaşıp bir devlet olma süreci ile beraber farklılaşmıştır.

Osmanlı devri altıyüz yıl boyunca bünyesinde farklı etnik ve dinî grupları muhafaza ederek yaşamıştır. Müslüman Türklerin giyim-kuşam alışkanlıkları; İslâm öncesi Türklerin sahip olduğu etkiler, Anadolu coğrafyasındaki farklı uygarlıkların etkisi ve İslâmiyet’in giyim kuralları ile beraber eklektik bir tarz yaratmıştır. Erkekler ait oldukları dinî, etnik ya da siyasî, askerî sınıflarını gösterir şekilde farklı başlıklar kullanmışlardır. Temel olarak iç giyim üzerine potur, şalvar, entari, kaftan giymişlerdir. Kadınlar ise kadın giyimine özgü farklı kesimlerde benzer kıyafetleri taşımışlardır. 18. yüzyıl sonunda başlayan Batılılaşma döneminde ise hem askerî alanda hem de sivil alanda dönemin Avrupa giyim-kuşamı örnek alınarak değişimlere gidilmiştir. Kaftanların yerini setre, redingot, ceket gibi unsurlar almıştır. Şalvar ve poturlar yerine dar pantolonlar ve rugan ayakkabılar, çizmeler kullanılmaya başlamıştır.

Millatan önceki devirlerden günümüze kadar olan süreçte Türkler kurdukları uygarlıklarda giyim-kuşam anlamında da kendi milli benliklerini korumaya devam etmişlerdir.